HT MAGAZİN-Ceyda ERENOĞLU
Büyükşehir insanları, zamanlarının çoğunu işleri nedeniyle kapalı mekânlarda, ofis ortamında geçiriyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ahmet RasimKüçükusta, “İşyerlerinin havası bazen dışarıdaki havadan çok daha kirli ve tehlikeli oluyor” diyor. ‘Hasta bina sendromu’ olarak da adlandırılan ofis hastalıklarına, özellikle yeni yapılmış ya da döşenmiş ofislerde sık rastlandığını belirten Prof. Dr. Küçükusta, ekliyor:
BAŞLICA BELİRTİSİ BAŞ AĞRISI
“Hasta bina sendromunun başlıca belirtileri baş ağrısı, baş dönmesi, uyuşukluk ve yorgunluk hissi, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, hapşırma, boğazda yanma ve kuruluk hissi, gıcık şeklinde öksürük, gözlerde sulanma, kızarma, kaşınma, kas ağrıları, göğüste sıkışma hissi, cilt
kuruluğu, burun kanaması, koku-tat alma bozuklukları ve konsantrasyon güçlüğüdür. Hasta bina sendromunun teşhisi için bu
belirtileri gösteren kişilerde saman nezlesi, astımveya farenjit gibi başka bir hastalığın olmaması ve şikâyetlerin Tatil günlerinde ya da binadan uzaklaşıldığı zaman tamamen ortadan kalkması gerekmektedir.”
SEKRETERLER BÜYÜK RİSK ALTINDA
Bugüne dek yapılan araştırmaların, bu hastalığın cinsiyet olarak en çok kadınlarda görüldüğünü gözler önüne serdiğini belirten Prof. Dr. Ahmet
Rasim Küçükusta, “Meslek grubu olarak ise sekreter ve tezgâhtarlar hastalığı en fazla taşıyan kişiler olarak dikkat çekiyor. Bir başka ilginç
gerçek ise; bu hastalığa üst düzey yöneticilerde daha az rastlanması” diyor. Bina içindeki çalışan sayısının da çok önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Küçükusta, “Çalışan sayısının fazlalığı, hastalıkların görülme sıklığını da artırıyor” diye konuşuyor. Prof. Dr. Küçükusta, havasızlıktan
ya da hava kirliliğinden kaynaklanan ofis hastalıklarını önlemek için atılması gereken başlıca adımları şu şekilde sıralıyor: Merkezi olarak ısıtılan ve havalandırılan binalarda, iç ortamın havası daha fazla oranda ve daha sık şekilde değiştirilmeli. Binayı havalandırmak için havayı
temizleyen aletlerden yararlanılmalı. Bina içinde çalışan personelin bu
konuda bilgilendirilmesi sağlanmalı. Personelin temiz hava alabileceği ortamlar oluşturulmalı.
İŞYERLERİNE SIKI ÇORAPLARLA GİTMEYİN
PROF. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, evini ofis gibi kullanan, her türlü işini İnternet aracılığıyla yapan ve gününün neredeyse tamamını hiç hareket etmeden Bilgisayar başında geçiren Modern zaman insanının başına gelebilecek en önemli rahatsızlığın akciğer embolisi (akciğer
damarlarının pıhtıyla tıkanması) olduğunu söylüyor. Bu hastalık bacak toplardamarlarında oluşan pıhtının buradan koparak akciğer atar damarlarını tıkamasıyla ortaya çıkıyor. Prof. Dr. Küçükusta, akciğer embolisini önnemenin başlıca yollarını şöyle sıralıyor:
Düzenli olarak yürüyün ve Spor yapın. Uzun süre hareketsiz kalmayın.
Oturduğunuz zaman bacaklarınızı sarkıtmak yerine yükseğe koyun.
Bacaklarınıza kan dolaşımını artırıcı egzersizler uygulayın. Bacak kaslarınıza Masaj yapın ve ya 5–10 saniyelik sürelerle onları gerip gevşetin.
Uzaktan kumanda aletini az kullanmaya çalışın.
Bol bol sıvı alın.
Sigara, alkol ve kafeinli içeceklerden uzak durun.
Çok sıkı çoraplar giymeyin ve jartiyer kullanmayın.
Yüksek risk taşıyan bir hastaysanız; bu önlemlerin yanında Doktor kontrolünde kan sulandırıcı ilaç kullanın.
OFİSTEKİ BİTKİLER HAVA KİRLİLİĞİ YARATABİLİR
PROF. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, içinde çalışılan binanın havasını kirleten sayısız kaynak olduğunu söylüyor ve bu kaynakları şöyle sıralıyor:
Plastik eşyalar, odaları ayıran bölmeler, sunta, duralit, boya, tutkal, yapıştırıcı, uçucu bileşikler.Vinil halı ve temizleme sıvılarından kaynaklanan hidro karbonlar.
Söndürülmüş floresan lambalarından saçılan PCB.
Fotokopilerden ve bilgisayar ekranlarından yayılan ozon.
Böcek ilaçları, kozmetikler.
Yemek pişirme amacıyla kullanılan aletlerden kaynaklanan azotoksitleri.
Bina içindeki bitkiler.
Araba garajlarından kaynaklanan karbonmonoksit ve diğer kirleticiler.
Virüs, bakteri, küf, polen gibi kirleticiler.
HASTA BİNA SENDROMU
Büyükşehir insanları, zamanlarının çoğunu işleri nedeniyle kapalı mekânlarda, ofis ortamında geçiriyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ahmet RasimKüçükusta, “İşyerlerinin havası bazen dışarıdaki havadan çok daha kirli ve tehlikeli oluyor” diyor. ‘Hasta bina sendromu’ olarak da adlandırılan ofis hastalıklarına, özellikle yeni yapılmış ya da döşenmiş ofislerde sık rastlandığını belirten Prof. Dr. Küçükusta, ekliyor:
BAŞLICA BELİRTİSİ BAŞ AĞRISI
“Hasta bina sendromunun başlıca belirtileri baş ağrısı, baş dönmesi, uyuşukluk ve yorgunluk hissi, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, hapşırma, boğazda yanma ve kuruluk hissi, gıcık şeklinde öksürük, gözlerde sulanma, kızarma, kaşınma, kas ağrıları, göğüste sıkışma hissi, cilt
kuruluğu, burun kanaması, koku-tat alma bozuklukları ve konsantrasyon güçlüğüdür. Hasta bina sendromunun teşhisi için bu
belirtileri gösteren kişilerde saman nezlesi, astımveya farenjit gibi başka bir hastalığın olmaması ve şikâyetlerin Tatil günlerinde ya da binadan uzaklaşıldığı zaman tamamen ortadan kalkması gerekmektedir.”
SEKRETERLER BÜYÜK RİSK ALTINDA
Bugüne dek yapılan araştırmaların, bu hastalığın cinsiyet olarak en çok kadınlarda görüldüğünü gözler önüne serdiğini belirten Prof. Dr. Ahmet
Rasim Küçükusta, “Meslek grubu olarak ise sekreter ve tezgâhtarlar hastalığı en fazla taşıyan kişiler olarak dikkat çekiyor. Bir başka ilginç
gerçek ise; bu hastalığa üst düzey yöneticilerde daha az rastlanması” diyor. Bina içindeki çalışan sayısının da çok önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Küçükusta, “Çalışan sayısının fazlalığı, hastalıkların görülme sıklığını da artırıyor” diye konuşuyor. Prof. Dr. Küçükusta, havasızlıktan
ya da hava kirliliğinden kaynaklanan ofis hastalıklarını önlemek için atılması gereken başlıca adımları şu şekilde sıralıyor: Merkezi olarak ısıtılan ve havalandırılan binalarda, iç ortamın havası daha fazla oranda ve daha sık şekilde değiştirilmeli. Binayı havalandırmak için havayı
temizleyen aletlerden yararlanılmalı. Bina içinde çalışan personelin bu
konuda bilgilendirilmesi sağlanmalı. Personelin temiz hava alabileceği ortamlar oluşturulmalı.
İŞYERLERİNE SIKI ÇORAPLARLA GİTMEYİN
PROF. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, evini ofis gibi kullanan, her türlü işini İnternet aracılığıyla yapan ve gününün neredeyse tamamını hiç hareket etmeden Bilgisayar başında geçiren Modern zaman insanının başına gelebilecek en önemli rahatsızlığın akciğer embolisi (akciğer
damarlarının pıhtıyla tıkanması) olduğunu söylüyor. Bu hastalık bacak toplardamarlarında oluşan pıhtının buradan koparak akciğer atar damarlarını tıkamasıyla ortaya çıkıyor. Prof. Dr. Küçükusta, akciğer embolisini önnemenin başlıca yollarını şöyle sıralıyor:
Düzenli olarak yürüyün ve Spor yapın. Uzun süre hareketsiz kalmayın.
Oturduğunuz zaman bacaklarınızı sarkıtmak yerine yükseğe koyun.
Bacaklarınıza kan dolaşımını artırıcı egzersizler uygulayın. Bacak kaslarınıza Masaj yapın ve ya 5–10 saniyelik sürelerle onları gerip gevşetin.
Uzaktan kumanda aletini az kullanmaya çalışın.
Bol bol sıvı alın.
Sigara, alkol ve kafeinli içeceklerden uzak durun.
Çok sıkı çoraplar giymeyin ve jartiyer kullanmayın.
Yüksek risk taşıyan bir hastaysanız; bu önlemlerin yanında Doktor kontrolünde kan sulandırıcı ilaç kullanın.
OFİSTEKİ BİTKİLER HAVA KİRLİLİĞİ YARATABİLİR
PROF. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, içinde çalışılan binanın havasını kirleten sayısız kaynak olduğunu söylüyor ve bu kaynakları şöyle sıralıyor:
Plastik eşyalar, odaları ayıran bölmeler, sunta, duralit, boya, tutkal, yapıştırıcı, uçucu bileşikler.Vinil halı ve temizleme sıvılarından kaynaklanan hidro karbonlar.
Söndürülmüş floresan lambalarından saçılan PCB.
Fotokopilerden ve bilgisayar ekranlarından yayılan ozon.
Böcek ilaçları, kozmetikler.
Yemek pişirme amacıyla kullanılan aletlerden kaynaklanan azotoksitleri.
Bina içindeki bitkiler.
Araba garajlarından kaynaklanan karbonmonoksit ve diğer kirleticiler.
Virüs, bakteri, küf, polen gibi kirleticiler.
HASTA BİNA SENDROMU
No comments:
Post a Comment