Thursday, December 10, 2009

EN GÜZEL FİLMLERİ DEĞİL EN ÇOK İZLENENLERİ YAPIYOR


Gazete Habertürk - Heja Bozyel

Hayrettin Karaoğuz’la tanışmamız, malumunuz, Issız Adam’la dalga geçtikleri videonun izlenme rekorları kırmasıyla oldu. Sonra medyanın gözbebeği haline geldi, arkadaşlarıyla bir reklam şirketi kurdu ve zapladığımız her kanalda oynadığı reklam filmleriyle karşımıza

çıktı. Bu durumdan şikâyetçiymişiz izlenimi yaratmak istemem ama insan ister istemez endişe ediyor; acaba çok konuşacak, boş konuşacak, bol atacak ama hiç tutamayacak bir yeni şöhret daha mı doğuyor? Eskiden tek şarkılık starlar vardı ya, şimdi de tek kısa filmlik starlar devri mi başlıyor? Endişeye mahal yokmuş, Hayrettin Karaoğuz sadece eğlenmek ve eğlendirmek istiyormuş. Gerek interneti, gerek reklam dünyasını, gerekse yeteneğini en iyi şekilde kullanarak bunu çok da iyi bir şekilde beceriyor.

- Bir röportajınızda “Türkiye’de mimiklerini iyi kullanan komedyen yok” demişsiniz...

Abartılı hareket komedisiyle öne çıkan biri yok... Komedyen denince mimiklerini kullanmayan yoktur. Yine de Cem Yılmaz daha çok laf esprileriyle öne çıkar, Ata Demirer tiplemeleriyle, sesiyle.

- Bu boşluğu siz mi dolduracaksınız?

Bilmem, bununla ilgili bir şey söyleyemem. Öztürk Serengil’in eline hâlâ kimse su dökemez. Kimisi Recep İvedik’ten dolayı Şahan Gökbakar’ı sever, kimisi Cem Yılmaz’ı. Ben Şener Şen’i, Şevket Altuğ’u severim.

- Saydığınız isimler ya da hep benzetildiğiniz ve gerçekten benzediğiniz Jim Carrey komedyen olarak tanınsa da içimize fena halde oturan filmlerde de oynadılar. Siz de bir dramda oynamak ister misiniz?

Süreç öyle işliyor diye ben de onu yapmak istiyorum diyemem ama Komedi yapıyorsam köküne kadar güldürmek, dramsa da insanların içine işlemek isterim.

- Hep fazla enerjik bir haliniz var...

Aslında hep böyle değilim. Saatler boyunca konuşmadan oturduğum da olur ama karşımda böyle gözlerinin içi

gülen bir insan topluluğu görünce Kendime engel olamıyorum. İki kişi bile yeterli.

HER TÜR KADINI SEVERİM

- Balıketli kadınlardan hoşlanıyormuşsunuz. Balığın çok

türü var, sizin hoşlandığınız hangisi?

Bir röportajda ne tip kadınlardan hoşlanırsınız diye sordular; ben de Türk kadını dedim. E Türk kadını nasıldır; balıketli... Bunun üstüne internetten mesajlar gelmeye başladı, “Ben balık etliyim, ben daha balıketliyim”. O yüzden artık politik davranmak zorundayım, her tür kadından hoşlanırım diyeyim...

- Denizden babam çıksa yerim gibi oldu bu da...

Yoook, yok, o kadar da değil!

- Yakışıklılığınızı kapatıp Komik olmayı tercih ediyorsunuz sanki. Güldürmek yakışıklılıktan daha mı fazla prim yapıyor kızlar üzerinde?

İkisinin ortası. Sadece çok güldürdüğüm için beni tercih eden bir kız olmadı bugüne kadar zaten. Kızlar kendini güldüren erkeklerden hoşlanır miti vardır ya, belki bunun etkisi de oluyordur ama insanlar üzerinde.

- Peki, karşınızda çok güzel bir kız var ama espri anlayışı sıfır! İlginizi çeker mi?

Benim hayata bakış açım sürekli fırlamalık ve gırgır. Kız çok komik olsun demem ama bir espri anlayışı da

olsun. Ne sadece Güzellik ne de espri anlayışı tek başına yeterli.

- Kızsız Adam’la anılmaktan sıkılmadınız mı?

Türkiye’de işler böyle. Bir işin üstünüze yapışması normal. 10 sene devam ederse anormal olur. Ama daha yeni, daha iyi işler yaptıkça bu değişecektir. Şimdilerde cips reklamındaki çocuk olarak hatırlıyorlar.

- İnsanlar yetenekli kişileri tüketmeyi de çok seviyor...

O da benim ve arkadaşlarımın elinde. 24 saat insanların gözünün önünde olursak, tüketirler.

- Her röportajınızda mutlaka arkadaşlarınızdan bahsediyorsunuz. Kimsenin hakkını yememeye mi çalışıyorsunuz yoksa ekip ruhu mu fazla?

Arkadaşlarım çok çok önemli. Önce onlar mutlu olmalı ki ben de mutlu olayım ve güzel işler yapalım.

AMAN OĞLUM DİKKAT ET

- Aileniz ne diyor oğullarının böyle bir anda her yerde olmasına?

Kızsız Adam’dan sonra alışmaya yavaş yavaş başladılar ama hâlâ “Aman oğlum dikkat et, otobüs duraklarında seni sevmeyen olur, bıçaklarlar, aman başkasının içkisini içme” gibi şeyler söylüyorlar. Bir yandan da mutlu oluyorlar, gurur duyuyorlar. Üniversiteye başladığımdan beri bu işlerle ilgilendiğimi biliyorlar çünkü. Emeklerimin boşa gitmediğini görüyorlar, bu onları mutlu ediyor. Çünkü eskiden karşı çıkıyorlardı. Bankacı, avukat, Doktor gibi bir mesleğim olsun istiyorlardı. “Ben sıkılırım anne yapamam” diyordum.

Eğer uğraşıp uğraşıp hiçbir şey yapamasaydım o zaman üzülürdüm.

BURADA HAYRETTİN DİYE BİRİ OTURMUYOR

İsminiz takma isim gibi. Hayrettin Karaoğuz denince gözümde bıyıklı, göbekli, beyaz atletli biri canlanıyor...

Geçenlerde bir arkadaşım beni arkadaşıyla tanıştırıyordu “Merhaba, ben Hayrettin” dedim. Kız “Şaka yapıyorsun herhalde, öyle bir isim var mı” dedi. Biraz da tikicandı zaten... Bir arkadaşım da babasını aradı, “Babacım ben Hayrettinlerde kalacağım” dedi, baba “Neee kalamazsın!” diye öyle bir bağırdı ki sesini ben bile duydum. Artık adamda nasıl bir Hayrettin imajı varsa...

- İkinci adınız olan Onur’u kullanmayı hiç düşünmediniz mi?

Ben bu tezatlığı seviyorum. İlkokula beni kaydederken Onur yazılmamış, Hayrettin Karaoğuz diye yazılmış. İlkokuldan ortaokula geçtim, aynı arkadaşlar geldi isim devam etti. Ortaokuldan liseye aynı şekilde. Zaten lisede takılan lakap bile insana yapışır, bırakın ismi... Liseden birkaç kişi üniversiteye de geldi, yine Hayrettin kaldı! Ama evde bana Onur diyorlar. Lisedeydim biri aradı, annem çıktı telefona “Hayrettin

orda mı?” demiş, annem de “Kusura bakmayın öyle biri oturmuyor burada” diye cevap vermiş. O derece.






EN GÜZEL FİLMLERİ DEĞİL EN ÇOK İZLENENLERİ YAPIYOR

No comments:

Post a Comment